Akne (sivilce) problemi, aktif dönemi bittikten sonra bile cilt yüzeyinde bıraktığı kalıcı izler nedeniyle bireyler üzerinde uzun vadeli estetik ve psikolojik olumsuzluklar yaratabilmektedir. Pek çok kişi sivilcelerinin geçmesini bir kurtuluş olarak görse de, iyileşme sürecinin yanlış yönetilmesi ciltte “skar” olarak adlandırılan çöküklere, çukurlara ve doku kayıplarına yol açar. Evde uygulanan kozmetik kremler veya maskeler, cildin üst tabakasını aşamadığı için bu derin çukurları onarmada ne yazık ki yetersiz kalır. Akne skarlarının başarılı bir şekilde yönetilmesi, cildin alt katmanlarındaki kolajen üretimini mekanik ve teknolojik olarak tetikleyen klinik dermatoloji tedavileri ile mümkündür.
Sivilce İzlerinin (Skarların) Arkasındaki Neden-Sonuç İlişkileri
Ciltte kalıcı çukurların oluşması, rastlantısal bir durum değil; tamamen cildin onarım mekanizmasının sekteye uğramasıyla ilgili net neden-sonuç zincirlerine dayanır:
-
Aktif Sivilceleri Sıkmak ve Koparmak (Neden): İltihaplı bir aknenin el ile sıkılması, enfeksiyonun cildin daha alt katmanlarına (dermis) yayılmasına, (Sonuç): Cildin destek dokusu olan kolajen ve elastik liflerin kalıcı olarak parçalanmasına ve o bölgenin çökerek derin çukurlara dönüşmesine neden olur.
-
Enflamasyon Süresinin Uzaması / Erken Tedavi Edilmemesi (Neden): Şiddetli ve kistik aknelerin dermatolog kontrolünde erken dönemde baskılanmaması, cildin aylarca yoğun bir yangı (enflamasyon) altında kalmasına, (Sonuç): Cildin kendi kendini onarma yeteneğini kaybetmesine ve iyileşirken kusurlu, çökmüş doku bağları oluşturmasına yol açar.
-
Genetik Yatkınlık ve Düşük Kolajen Kalitesi (Neden): Bazı cilt tiplerinin genetik olarak yaraları iyileştirme mekanizmasının zayıf olması veya fibroblast hücrelerinin yeterince hızlı çalışmaması, (Sonuç): Hafif sivilcelerin bile ciltte kalıcı skarlar bırakmasıyla sonuçlanır.
Klinikte Akne Skarlarına Yönelik Uygulanan Kombinasyon Treatmanları
Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yelda Kapıcıoğlu, klinik protokollerinde akne izlerini tek bir yöntemle çözmek yerine, izin derinliğine ve tipine göre kişiselleştirilmiş kombinasyon tedavileri uygulamaktadır. Skar tedavisinde temel mantık, kontrollü bir hasar yaratarak cildin kendi onarım sürecini ve taze kolajen sentezini en üst düzeye çıkarmaktır:
Bu amaçla kullanılan yöntemlerin başında Altın İğne (Fraksiyonel Radyofrekans) teknolojisi gelmektedir. Bu sistemde, cildin üst tabakası korunarak doğrudan alt katmanlara radyo dalgaları iletilir; böylece çöken dokuyu yukarı itecek kolajen üretimi tetiklenir. Bir diğer etkili yöntem olan Subsizyon işleminde ise, sivilce çukurunu aşağıya doğru çeken sertleşmiş yara dokusu bağları, özel iğnelerle cilt altından mekanik olarak serbest bırakılır; böylece çukurluklar gözle görülür şekilde yukarı doğru yükselir. Bu süreçler, cildin altını besleyen hücre yenileyici Mezoterapi kokteylleri ve hasarlı deriyi nazikçe soyan Kimyasal/Enzim Peeling uygulamaları ile desteklendiğinde cildin pürüzsüzleşme hızı maksimuma çıkar.
Unutulmamalıdır ki, akne izleri ne kadar erken dönemde tedaviye alınırsa, cildin yanıt verme ve başarı oranı o kadar yüksek olur. Cildinizdeki sivilce çukurları ve izleri için profesyonel bir yol haritası belirlemek adına kliniğimizden cilt analizi randevusu talep edebilirsiniz.